9. Sınıf Din Kültürü İman Tasdik İlişkisi
Soru 1
İman-Tasdik ilişkisi düşünüldüğünde, bir kimsenin kalbindeki imanı Allah'tan başka kimsenin tam olarak bilememesi aşağıdakilerden hangisini zorunlu kılmıştır?
- Kişinin diliyle imanını beyan (ikrar) etmesini. (Doğru Cevap)
- İmanın sadece yaşlılıkta olmasını.
- Herkesin birbirini sorgulamasını.
- İbadetlerin gizli yapılmasını.
- Dinin sadece vicdanlarda kalmasını.
Soru 2
İslam alimlerine göre imanın aslı ve rüknü 'kalbin tasdiki'dir. Dilin ikrarı ise bu imanın dış dünyaya yansıması ve hukuki bir kimlik kazanması içindir. Buna göre, dilsiz bir kişinin durumu iman-tasdik ilişkisi açısından nasıl değerlendirilir?
- Başkası onun yerine ikrar ederse iman etmiş olur.
- Sadece ibadet ederse mümin sayılır.
- Diliyle ikrar edemediği için imanı geçersizdir.
- Dilsizlerin iman etmesi mümkün değildir.
- Kalbiyle tasdik ettiği sürece mümin sayılır. (Doğru Cevap)
Soru 3
İman-Tasdik ilişkisinde 'kalbin tasdiki' esas alınırken, aşağıdakilerden hangisi imanı geçersiz kılan bir durumdur?
- Günah işlemek.
- İbadetleri tembellikten dolayı yapmamak.
- Dini terimlerin anlamını tam bilmemek.
- Allah'ın varlığına dair bir şüpheyi kalben benimsemek. (Doğru Cevap)
- Fakir olduğu için zekat verememek.
Soru 4
Ailesinden ve çevresinden gördüğü şekilde, delillere dayanmadan inanan bir gencin imanı 'taklidi iman' olarak adlandırılır. Bu gencin imanını 'tahkiki imana' dönüştürmesi için aşağıdakilerden hangisini yapması beklenir?
- Bilgi, delil ve gözleme dayalı bir araştırma ile inanması. (Doğru Cevap)
- Dini bilgileri sorgulamadan ezberlemesi.
- Sadece ailesinin öğrettiklerini uygulaması.
- Çevresindeki insanların sayısını artırması.
- Daha fazla ibadet etmesi.
Soru 5
İman, kelime olarak 'güvenmek, bir şeyi doğrulamak, şüpheye yer vermeyecek biçimde içtenlikle kabul etmek' demektir. Buna göre imanın en temel unsuru aşağıdakilerden hangisidir?
- İhsan
- İkrar
- Tasdik (Doğru Cevap)
- Amel
- Taklit
Soru 6
Ammar b. Yasir, müşriklerin ağır baskı ve işkenceleri altında kalbi imanla dolu olduğu halde diliyle İslam'dan döndüğünü söylemek zorunda kalmıştır. Bu durum üzerine inen ayet, kalbi imanla mutmain olduğu halde zorlananların sorumlu olmayacağını belirtmiştir. Bu olay 'iman' kavramının hangi yönünü vurgular?
- İman sadece bir sözden ibarettir.
- Zorlama altında söylenen her söz imanı yok eder.
- İkrar, tasdikten daha önemlidir.
- Amel imanın ayrılmaz bir parçasıdır.
- İmanın asıl merkezi kalptir, baskı altındaki söz kalpteki imanı bozmaz. (Doğru Cevap)
Soru 7
Bir kişinin kalbiyle İslam'ın esaslarını kabul etmediği halde, Müslümanların sahip olduğu haklardan yararlanmak veya dışlanmamak amacıyla diliyle 'inandım' demesi durumuna ne ad verilir ve bu kişinin İslam hukukundaki statüsü nedir?
- Muattal - Allah'ın sıfatlarını inkar eden kişidir.
- Mümin - Cennete doğrudan girer.
- Fasık - Günahkar bir mümindir.
- Müşrik - Birden fazla ilaha inandığı için kafirdir.
- Münafık - Kalben inanmadığı için iman etmiş sayılmaz. (Doğru Cevap)
Soru 8
Gerçek bir müminin hayatında tasdik, ikrar ve amel dengesi nasıl olmalıdır?
- Diliyle söylemesi yeterlidir, kalbine bakılmaz.
- Sadece başkaları görsün diye ibadet etmelidir.
- Kalbiyle onayladığı doğruları diliyle söylemeli ve hayatına davranış olarak yansıtmalıdır. (Doğru Cevap)
- Amel her şeyden önce gelir, inanç sonra gelir.
- Sadece kalben tasdik yeterlidir, davranışlar önemli değildir.
Soru 9
Ehl-i Sünnet alimlerinin büyük çoğunluğuna göre 'Amel imanın bir parçası değildir.' Bu görüşün temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisi olabilir?
- Günah işleyen bir müminin imandan çıkmadığı, sadece günahkar olduğu gerçeği. (Doğru Cevap)
- İmanın sadece dille söylenmesinin yeterli olması.
- İbadet etmeyenlerin kafir sayılması gerektiği.
- Kalpteki tasdikin amelle hiçbir ilgisinin olmaması.
- İbadetlerin önemsiz görülmesi.
Soru 10
İman ve amel ilişkisiyle ilgili olarak 'İman bir ağaca, amel ise onun meyvesine benzer.' benzetmesi yapılır. Bu benzetmeden çıkarılacak en doğru sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
- İman amelin sonucunda oluşur.
- İman ameli besler, amel ise imanı korur ve olgunlaştırır. (Doğru Cevap)
- Ağaç ile meyve arasında hiçbir bağ yoktur.
- Meyvesi olmayan ağaç, ağaç değildir.
- Amel olmazsa iman kökten yok olur.
Soru 11
Hucurat suresi 14. ayette: 'Bedeviler 'İman ettik' dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama 'Müslüman olduk' deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi.' buyurulmaktadır. Bu ayet aşağıdakilerden hangisine vurgu yapmaktadır?
- İslam ile imanın aynı şey olduğuna.
- İmanın sadece dille söylenmesi gerektiğine.
- Bedevilerin asla iman edemeyeceğine.
- Dille teslimiyetin (İslam) gerçek iman (kalbi tasdik) için yeterli olmadığına. (Doğru Cevap)
- Kalpteki imanın dışarıdan bilinebileceğine.
Soru 12
Şeytan, Allah'ın varlığını ve birliğini bilmektedir. Ancak o, Allah'a itaat etmediği ve O'nun emirlerine karşı geldiği için mümin sayılmaz. Bu durum 'bilgi' ve 'iman' arasındaki ilişki hakkında neyi kanıtlar?
- Bilgi arttıkça iman azalır.
- İman için sadece bilmek yetmez, kalben boyun eğmek ve tasdik etmek gerekir. (Doğru Cevap)
- Bilgi imanın tek şartıdır.
- Her bilen kişi aynı zamanda mümindir.
- Şeytanın kalbinde tasdik vardır ama ikrarı yoktur.
Soru 13
Aşağıdaki durumlardan hangisi 'iman-tasdik' ilişkisi bağlamında kalpteki onayın sarsılmasına örnek gösterilebilir?
- Bir kişinin Arapça dua bilmemesi.
- Bir gencin dini konuları merak edip araştırması.
- Bir kişinin unutarak yemek yemesi.
- Bir kişinin yaratıcı hakkında şüpheye düşüp O'nun varlığını inkar etmeye başlaması. (Doğru Cevap)
- Bir Müslüman'ın namaz kılarken yorulması.
Soru 14
Bir kişinin Müslüman bir ailede doğup büyümesi ve Müslüman gibi yaşaması, ancak dinin temel esaslarını hiç düşünmeden kabul etmesi durumuna ne denir?
- Tahkiki İman
- Kamil İman
- Taklidi İman (Doğru Cevap)
- İcmali İman
- Tafsili İman
Soru 15
Bir araştırmacı, bir toplumda insanların çoğunun 'inandım' demesine rağmen dürüstlük, adalet ve yardımseverlik gibi değerlerden uzak yaşadığını gözlemlemiştir. Bu durum iman-tasdik ilişkisi bağlamında nasıl yorumlanmalıdır?
- Bu kişilerin imanı tamamen yok olmuştur.
- İman sadece dilde olduğu için bu kişiler kafirdir.
- Tasdik ve ikrar vardır ancak iman amele ve ahlaka yansımamıştır. (Doğru Cevap)
- Ahlak ile imanın hiçbir ilgisi yoktur.
- Bu kişiler tahkiki imana sahiptir.
Soru 16
Bir kimsenin Müslüman muamelesi görmesi, evlenmesi, miras hukukuna dahil olması ve öldüğünde cenaze namazının kılınması için aşağıdakilerden hangisi zorunludur?
- Diliyle iman ettiğini ikrar etmesi. (Doğru Cevap)
- Sadece kalbiyle tasdik etmesi.
- Tüm dini kitapları okumuş olması.
- Arapça bilmesi.
- Hacca gitmiş olması.
Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi tahkiki imana sahip bir müminin davranışlarından biri olamaz?
- Evrendeki düzeni inceleyerek Allah'ın varlığına dair deliller bulur.
- Sarsıcı olaylar karşısında isyan etmek yerine kadere rıza gösterir.
- Karşılaştığı dini bir soruyu aklını ve nakli (Kuran-Sünnet) kullanarak çözer.
- İbadetlerini bilerek ve hissederek yerine getirir.
- İnancını sadece atalarından gördüğü için sürdürür. (Doğru Cevap)
Soru 18
İmanın geçerli olması için kişinin özgür iradesiyle (ihtiyar) ve hiçbir baskı altında kalmadan tasdik etmesi gerekir. Buna göre 'ye's hali' (ölüm anındaki ümitsizlik) imanı neden makbul görülmemiştir?
- Allah tövbeleri sadece gençken kabul ettiği için.
- Artık gayb perdesi açıldığı ve iradi bir seçim kalmadığı için. (Doğru Cevap)
- Kişi o an çok acı çektiği için.
- Ölüm anında konuşmak zor olduğu için.
- Ölüm anında akıl yerinde olmadığı için.
Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi 'imanın artması ve eksilmesi' tartışmalarında Ehl-i Sünnet'in genel görüşünü yansıtır?
- İman sürekli değişen bir şeydir, sabit bir özü yoktur.
- İman sadece dille artırılabilir.
- İmanın artması için mutlaka Arapça öğrenilmelidir.
- Her işlenen sevapla iman artar, her günahla iman eksilir ve biter.
- İman özü itibariyle (tasdik olarak) artmaz veya eksilmez, ancak nitelik ve kuvvet bakımından değişebilir. (Doğru Cevap)
Soru 20
Yeni nesil bir tartışmada bir öğrenci şöyle der: 'Kalbim temiz olduktan sonra neye inandığımın veya ne söylediğimin bir önemi yok.' Bu düşünce İslam'ın iman-tasdik anlayışıyla neden bağdaşmaz?
- Çünkü sadece güzel ahlak cennete girmek için yeterlidir.
- Çünkü dille söylemek kalpten daha önemlidir.
- Çünkü iman, belirli esasların (Amentü) kalben kabul edilmesini gerektiren somut bir bağlılıktır. (Doğru Cevap)
- Çünkü imanın şartları kişiden kişiye değişir.
- Çünkü İslam'da niyet önemli değildir.
1 / 20
20:00
Klavye Kısayolları: Şıkları
A, B, C, D veya 1, 2, 3, 4 ile seçebilir, sorular arasında ← ve → tuşlarıyla gezinebilirsiniz. Dokunmatik Jestler: Sorular arasında geçiş yapmak için soru alanını sağa veya sola kaydırabilirsiniz.İman-Tasdik ilişkisi düşünüldüğünde, bir kimsenin kalbindeki imanı Allah'tan başka kimsenin tam olarak bilememesi aşağıdakilerden hangisini zorunlu kılmıştır?
Benzer Testleri Keşfet
9. Sınıf Din Kültürü İslam'da Bilgi Kaynakları
1 Çözülme
9. Sınıf Din Kültürü İslam'ın Tanımı ve İman Esasları
9. Sınıf Din Kültürü İbadet Kavramı ve Çeşitleri
9. Sınıf Din Kültürü İbadetlerin Bireysel ve Sosyal Faydaları
9. Sınıf Din Kültürü Değerlerin Oluşumu ve Gençlik
9. Sınıf Din Kültürü İslam Medeniyeti ve Havzaları
1 Çözülme
İman-Tasdik ilişkisi düşünüldüğünde, bir kimsenin kalbindeki imanı Allah'tan başka kimsenin tam olarak bilememesi aşağıdakilerden hangisini zorunlu kılmıştır?
- Kişinin diliyle imanını beyan (ikrar) etmesini.
- İmanın sadece yaşlılıkta olmasını.
- Herkesin birbirini sorgulamasını.
- İbadetlerin gizli yapılmasını.
- Dinin sadece vicdanlarda kalmasını.
Doğru Cevap: B) Kişinin diliyle imanını beyan (ikrar) etmesini.
Çözüm: Kalp gizli olduğu için toplumsal ve hukuki ilişkilerde kişinin beyanı (ikrarı) esas alınır.
İslam alimlerine göre imanın aslı ve rüknü 'kalbin tasdiki'dir. Dilin ikrarı ise bu imanın dış dünyaya yansıması ve hukuki bir kimlik kazanması içindir. Buna göre, dilsiz bir kişinin durumu iman-tasdik ilişkisi açısından nasıl değerlendirilir?
- Başkası onun yerine ikrar ederse iman etmiş olur.
- Sadece ibadet ederse mümin sayılır.
- Diliyle ikrar edemediği için imanı geçersizdir.
- Dilsizlerin iman etmesi mümkün değildir.
- Kalbiyle tasdik ettiği sürece mümin sayılır.
Doğru Cevap: C) Kalbiyle tasdik ettiği sürece mümin sayılır.
Çözüm: İmanın özü kalbin onayı (tasdik) olduğu için, bir engel sebebiyle diliyle söyleyemeyen (ikrar edemeyen) kişi kalben onayladığı sürece mümindir.
İman-Tasdik ilişkisinde 'kalbin tasdiki' esas alınırken, aşağıdakilerden hangisi imanı geçersiz kılan bir durumdur?
- Günah işlemek.
- İbadetleri tembellikten dolayı yapmamak.
- Dini terimlerin anlamını tam bilmemek.
- Allah'ın varlığına dair bir şüpheyi kalben benimsemek.
- Fakir olduğu için zekat verememek.
Doğru Cevap: C) Allah'ın varlığına dair bir şüpheyi kalben benimsemek.
Çözüm: İman kesin bir inançtır. Kalben inkar veya şüphe, tasdiki ortadan kaldırır ve imanı geçersiz kılar.
Ailesinden ve çevresinden gördüğü şekilde, delillere dayanmadan inanan bir gencin imanı 'taklidi iman' olarak adlandırılır. Bu gencin imanını 'tahkiki imana' dönüştürmesi için aşağıdakilerden hangisini yapması beklenir?
- Bilgi, delil ve gözleme dayalı bir araştırma ile inanması.
- Dini bilgileri sorgulamadan ezberlemesi.
- Sadece ailesinin öğrettiklerini uygulaması.
- Çevresindeki insanların sayısını artırması.
- Daha fazla ibadet etmesi.
Doğru Cevap: D) Bilgi, delil ve gözleme dayalı bir araştırma ile inanması.
Çözüm: Tahkiki iman; bilgiye, araştırmaya, delillere ve kavramaya dayalı, sarsılmaz imandır.
İman, kelime olarak 'güvenmek, bir şeyi doğrulamak, şüpheye yer vermeyecek biçimde içtenlikle kabul etmek' demektir. Buna göre imanın en temel unsuru aşağıdakilerden hangisidir?
- İhsan
- İkrar
- Tasdik
- Amel
- Taklit
Doğru Cevap: C) Tasdik
Çözüm: İmanın kelime anlamı ve özü 'tasdik' yani kalbin onaylamasıdır.
Ammar b. Yasir, müşriklerin ağır baskı ve işkenceleri altında kalbi imanla dolu olduğu halde diliyle İslam'dan döndüğünü söylemek zorunda kalmıştır. Bu durum üzerine inen ayet, kalbi imanla mutmain olduğu halde zorlananların sorumlu olmayacağını belirtmiştir. Bu olay 'iman' kavramının hangi yönünü vurgular?
- İman sadece bir sözden ibarettir.
- Zorlama altında söylenen her söz imanı yok eder.
- İkrar, tasdikten daha önemlidir.
- Amel imanın ayrılmaz bir parçasıdır.
- İmanın asıl merkezi kalptir, baskı altındaki söz kalpteki imanı bozmaz.
Doğru Cevap: C) İmanın asıl merkezi kalptir, baskı altındaki söz kalpteki imanı bozmaz.
Çözüm: İman kalbin tasdikidir. Hayati tehlike gibi zorunlu hallerde kalpteki inanç değişmediği sürece dilden çıkan sözler imana zarar vermez.
Bir kişinin kalbiyle İslam'ın esaslarını kabul etmediği halde, Müslümanların sahip olduğu haklardan yararlanmak veya dışlanmamak amacıyla diliyle 'inandım' demesi durumuna ne ad verilir ve bu kişinin İslam hukukundaki statüsü nedir?
- Muattal - Allah'ın sıfatlarını inkar eden kişidir.
- Mümin - Cennete doğrudan girer.
- Fasık - Günahkar bir mümindir.
- Müşrik - Birden fazla ilaha inandığı için kafirdir.
- Münafık - Kalben inanmadığı için iman etmiş sayılmaz.
Doğru Cevap: B) Münafık - Kalben inanmadığı için iman etmiş sayılmaz.
Çözüm: İman, kalbin tasdiki ile gerçekleşir. Kalbiyle inanmayıp diliyle inandığını söyleyen kişiye münafık denir ve bu kişi gerçekte mümin değildir.
Gerçek bir müminin hayatında tasdik, ikrar ve amel dengesi nasıl olmalıdır?
- Diliyle söylemesi yeterlidir, kalbine bakılmaz.
- Sadece başkaları görsün diye ibadet etmelidir.
- Kalbiyle onayladığı doğruları diliyle söylemeli ve hayatına davranış olarak yansıtmalıdır.
- Amel her şeyden önce gelir, inanç sonra gelir.
- Sadece kalben tasdik yeterlidir, davranışlar önemli değildir.
Doğru Cevap: C) Kalbiyle onayladığı doğruları diliyle söylemeli ve hayatına davranış olarak yansıtmalıdır.
Çözüm: İslam'ın ideal gördüğü insan tipi; kalbiyle inanan (tasdik), bunu ifade eden (ikrar) ve inancına uygun yaşayan (amel) kimsedir.
Ehl-i Sünnet alimlerinin büyük çoğunluğuna göre 'Amel imanın bir parçası değildir.' Bu görüşün temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisi olabilir?
- Günah işleyen bir müminin imandan çıkmadığı, sadece günahkar olduğu gerçeği.
- İmanın sadece dille söylenmesinin yeterli olması.
- İbadet etmeyenlerin kafir sayılması gerektiği.
- Kalpteki tasdikin amelle hiçbir ilgisinin olmaması.
- İbadetlerin önemsiz görülmesi.
Doğru Cevap: C) Günah işleyen bir müminin imandan çıkmadığı, sadece günahkar olduğu gerçeği.
Çözüm: Amel imanın bir parçası olsaydı, her günah işleyen veya ibadetini aksatan kişi dinden çıkardı. Oysa İslam'a göre günahkar müminler hala mümin kabul edilir.
İman ve amel ilişkisiyle ilgili olarak 'İman bir ağaca, amel ise onun meyvesine benzer.' benzetmesi yapılır. Bu benzetmeden çıkarılacak en doğru sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
- İman amelin sonucunda oluşur.
- İman ameli besler, amel ise imanı korur ve olgunlaştırır.
- Ağaç ile meyve arasında hiçbir bağ yoktur.
- Meyvesi olmayan ağaç, ağaç değildir.
- Amel olmazsa iman kökten yok olur.
Doğru Cevap: D) İman ameli besler, amel ise imanı korur ve olgunlaştırır.
Çözüm: İman (kök/gövde) amelin (meyve) kaynağıdır. Amel ise imanın kalıcılığını ve güzelliğini sağlar; ancak meyve vermeyen ağaç hala ağaç olduğu gibi ameli eksik olan da mümindir.
Hucurat suresi 14. ayette: 'Bedeviler 'İman ettik' dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama 'Müslüman olduk' deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi.' buyurulmaktadır. Bu ayet aşağıdakilerden hangisine vurgu yapmaktadır?
- İslam ile imanın aynı şey olduğuna.
- İmanın sadece dille söylenmesi gerektiğine.
- Bedevilerin asla iman edemeyeceğine.
- Dille teslimiyetin (İslam) gerçek iman (kalbi tasdik) için yeterli olmadığına.
- Kalpteki imanın dışarıdan bilinebileceğine.
Doğru Cevap: B) Dille teslimiyetin (İslam) gerçek iman (kalbi tasdik) için yeterli olmadığına.
Çözüm: Ayet, dış görünüşte teslim olmanın (İslam) her zaman kalbi bir onayla (iman) birleşmeyebileceğini, imanın asıl yerinin kalp olduğunu vurgular.
Şeytan, Allah'ın varlığını ve birliğini bilmektedir. Ancak o, Allah'a itaat etmediği ve O'nun emirlerine karşı geldiği için mümin sayılmaz. Bu durum 'bilgi' ve 'iman' arasındaki ilişki hakkında neyi kanıtlar?
- Bilgi arttıkça iman azalır.
- İman için sadece bilmek yetmez, kalben boyun eğmek ve tasdik etmek gerekir.
- Bilgi imanın tek şartıdır.
- Her bilen kişi aynı zamanda mümindir.
- Şeytanın kalbinde tasdik vardır ama ikrarı yoktur.
Doğru Cevap: C) İman için sadece bilmek yetmez, kalben boyun eğmek ve tasdik etmek gerekir.
Çözüm: İman sadece kuru bir bilgiden ibaret değildir. Bilginin imana dönüşmesi için kalbin o bilgiyi kabullenmesi ve teslimiyet (tasdik) gerekir.
Aşağıdaki durumlardan hangisi 'iman-tasdik' ilişkisi bağlamında kalpteki onayın sarsılmasına örnek gösterilebilir?
- Bir kişinin Arapça dua bilmemesi.
- Bir gencin dini konuları merak edip araştırması.
- Bir kişinin unutarak yemek yemesi.
- Bir kişinin yaratıcı hakkında şüpheye düşüp O'nun varlığını inkar etmeye başlaması.
- Bir Müslüman'ın namaz kılarken yorulması.
Doğru Cevap: C) Bir kişinin yaratıcı hakkında şüpheye düşüp O'nun varlığını inkar etmeye başlaması.
Çözüm: İman, şüphe kabul etmeyen kesin bir tasdiktir. İnkarın başlaması kalpteki tasdiki ortadan kaldırır.
Bir kişinin Müslüman bir ailede doğup büyümesi ve Müslüman gibi yaşaması, ancak dinin temel esaslarını hiç düşünmeden kabul etmesi durumuna ne denir?
- Tahkiki İman
- Kamil İman
- Taklidi İman
- İcmali İman
- Tafsili İman
Doğru Cevap: B) Taklidi İman
Çözüm: Delillere dayanmadan, sadece çevreden görüldüğü şekliyle inanmaya taklidi iman denir.
Bir araştırmacı, bir toplumda insanların çoğunun 'inandım' demesine rağmen dürüstlük, adalet ve yardımseverlik gibi değerlerden uzak yaşadığını gözlemlemiştir. Bu durum iman-tasdik ilişkisi bağlamında nasıl yorumlanmalıdır?
- Bu kişilerin imanı tamamen yok olmuştur.
- İman sadece dilde olduğu için bu kişiler kafirdir.
- Tasdik ve ikrar vardır ancak iman amele ve ahlaka yansımamıştır.
- Ahlak ile imanın hiçbir ilgisi yoktur.
- Bu kişiler tahkiki imana sahiptir.
Doğru Cevap: B) Tasdik ve ikrar vardır ancak iman amele ve ahlaka yansımamıştır.
Çözüm: İman kalpte başlar, dille söylenir ama meyvesini davranışlarda (amel/ahlak) verir. Davranış eksikliği imanın zayıf olduğunu veya hayata yansımadığını gösterir.
Bir kimsenin Müslüman muamelesi görmesi, evlenmesi, miras hukukuna dahil olması ve öldüğünde cenaze namazının kılınması için aşağıdakilerden hangisi zorunludur?
- Diliyle iman ettiğini ikrar etmesi.
- Sadece kalbiyle tasdik etmesi.
- Tüm dini kitapları okumuş olması.
- Arapça bilmesi.
- Hacca gitmiş olması.
Doğru Cevap: B) Diliyle iman ettiğini ikrar etmesi.
Çözüm: Kalpteki iman gizli olduğu için, bir kimsenin dünyada Müslüman olarak tanınması ve hukuki haklardan yararlanması için diliyle ikrar etmesi gerekir.
Aşağıdakilerden hangisi tahkiki imana sahip bir müminin davranışlarından biri olamaz?
- Evrendeki düzeni inceleyerek Allah'ın varlığına dair deliller bulur.
- Sarsıcı olaylar karşısında isyan etmek yerine kadere rıza gösterir.
- Karşılaştığı dini bir soruyu aklını ve nakli (Kuran-Sünnet) kullanarak çözer.
- İbadetlerini bilerek ve hissederek yerine getirir.
- İnancını sadece atalarından gördüğü için sürdürür.
Doğru Cevap: C) İnancını sadece atalarından gördüğü için sürdürür.
Çözüm: İnancı sadece atalarından/çevresinden gördüğü için sürdürmek 'taklidi iman'ın özelliğidir.
İmanın geçerli olması için kişinin özgür iradesiyle (ihtiyar) ve hiçbir baskı altında kalmadan tasdik etmesi gerekir. Buna göre 'ye's hali' (ölüm anındaki ümitsizlik) imanı neden makbul görülmemiştir?
- Allah tövbeleri sadece gençken kabul ettiği için.
- Artık gayb perdesi açıldığı ve iradi bir seçim kalmadığı için.
- Kişi o an çok acı çektiği için.
- Ölüm anında konuşmak zor olduğu için.
- Ölüm anında akıl yerinde olmadığı için.
Doğru Cevap: B) Artık gayb perdesi açıldığı ve iradi bir seçim kalmadığı için.
Çözüm: İman, görülmeyene (gayb) özgür iradeyle inanmaktır. Ölüm anında gerçekler zorunlu olarak görüldüğü için imanın bir imtihan değeri kalmaz.
Aşağıdakilerden hangisi 'imanın artması ve eksilmesi' tartışmalarında Ehl-i Sünnet'in genel görüşünü yansıtır?
- İman sürekli değişen bir şeydir, sabit bir özü yoktur.
- İman sadece dille artırılabilir.
- İmanın artması için mutlaka Arapça öğrenilmelidir.
- Her işlenen sevapla iman artar, her günahla iman eksilir ve biter.
- İman özü itibariyle (tasdik olarak) artmaz veya eksilmez, ancak nitelik ve kuvvet bakımından değişebilir.
Doğru Cevap: A) İman özü itibariyle (tasdik olarak) artmaz veya eksilmez, ancak nitelik ve kuvvet bakımından değişebilir.
Çözüm: İnanılacak esaslar bakımından iman birdir, artmaz. Ancak kişinin inancındaki derinlik, yakîn ve kuvvet (tahkik derecesi) artabilir.
Yeni nesil bir tartışmada bir öğrenci şöyle der: 'Kalbim temiz olduktan sonra neye inandığımın veya ne söylediğimin bir önemi yok.' Bu düşünce İslam'ın iman-tasdik anlayışıyla neden bağdaşmaz?
- Çünkü sadece güzel ahlak cennete girmek için yeterlidir.
- Çünkü dille söylemek kalpten daha önemlidir.
- Çünkü iman, belirli esasların (Amentü) kalben kabul edilmesini gerektiren somut bir bağlılıktır.
- Çünkü imanın şartları kişiden kişiye değişir.
- Çünkü İslam'da niyet önemli değildir.
Doğru Cevap: B) Çünkü iman, belirli esasların (Amentü) kalben kabul edilmesini gerektiren somut bir bağlılıktır.
Çözüm: İman sadece soyut bir 'kalp temizliği' değil, Allah'ın bildirdiği esasları (tasdik) kesin olarak onaylamaktır.
