8. Sınıf İnkılap Tarihi Dış Politika İlkeleri ve Gelişmeleri
8. Sınıf İnkılap Tarihi Dış Politika İlkeleri ve Gelişmeleri Online Testi
Atatürk, dış politikada 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesini benimsemiştir. Bu ilke doğrultusunda Türkiye, komşularıyla yaşadığı sorunları barışçıl yollarla çözmeye çalışmıştır. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi bu ilkenin bir uygulamasıdır?
1936'da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerindeki tam egemenlik haklarımız geri kazanılmıştır. Bu durumun Türkiye'nin dış politikasındaki en temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye, 1930'lu yıllarda dünyada artan saldırgan tutumlara karşı Sadabat Paktı'nı kurmuştur. Bu paktın amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Hatay'ın ana vatana katılması süreci oldukça uzun sürmüş, Atatürk bu süreçte 'Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz' diyerek kararlılığını göstermiştir. Bu durum Atatürk'ün dış politikadaki hangi ilkesiyle ilgilidir?
Türkiye'nin dış politikasında 'Mütekabiliyet' (karşılıklılık) ilkesi esastır. Buna göre, Türkiye'nin yabancı devletlere karşı uyguladığı politikalarda aşağıdakilerden hangisi temel alınır?
Atatürk dış politikada 'Hayalci' değil 'Gerçekçi' hedefler belirlemiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu duruma bir örnektir?
Nüfus Mübadelesi sorunu Türkiye ile hangi devlet arasında yaşanmış ve barışçıl yollarla çözülmüştür?
Türkiye, Milletler Cemiyeti'ne (Cemiyet-i Akvam) üye olarak uluslararası barışa katkı sağlamayı amaçlamıştır. Türkiye'nin bu cemiyete girişi dış politikamızın hangi yönünü gösterir?
Atatürk döneminde Türkiye, Balkanlar'da barışı korumak amacıyla 1934 yılında Balkan Antantı'nı imzalamıştır. Bu antantın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye, 1932 yılında Milletler Cemiyeti'ne davet edilmiştir. Bu durum, Türkiye'nin dış politikadaki hangi özelliğini uluslararası alanda tescillemiştir?
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar Komisyonu kaldırılmış ve yetkileri tamamen Türk hükümetine geçmiştir. Bu gelişme Türkiye'nin hangi alandaki egemenlik hakkını doğrudan güçlendirmiştir?
Türkiye'nin dış politikada 'Akılcı' bir yol izlemesi, uluslararası sorunlarda aşağıdakilerden hangisini öncelediğini gösterir?
Sadabat Paktı'nın üyeleri arasında yer alan ülkeler (Türkiye, İran, Irak, Afganistan) arasında 'sınırların korunması' maddesinin yer alması neyi amaçlamaktadır?
Yabancı okullar sorunu çözülürken Türkiye'nin 'İç işlerimize karışılmasına izin vermeyiz' tavrı, dış politikanın hangi ilkesiyle doğrudan ilişkilidir?
Hatay sorununun çözümü için Milletler Cemiyeti'ne başvurulması, Türkiye'nin dış politikadaki hangi tutumunu kanıtlar?
Atatürk dış politikada 'Dünya kamuoyunu dikkate alma' prensibini benimsemiştir. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi bu prensibin bir sonucudur?
Atatürk, dış politikada 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesini benimsemiş ve sorunların çözümünde diplomasinin gücüne inanmıştır. Aşağıdaki olaylardan hangisi, Türkiye'nin uluslararası bir sorunu savaş yoluyla değil, diplomasi ve hukuk kuralları çerçevesinde çözme çabasına doğrudan bir örnektir?
Türkiye, 1930'lu yıllarda dünyada artan faşist ve yayılmacı tehditlere karşı bölgesel güvenlik iş birlikleri kurmuştur. Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın ortak amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti dış politikasında 'tam bağımsızlık' ilkesi vazgeçilmezdir. Aşağıdakilerden hangisi, Türkiye'nin iç işlerine karışılmasını reddederek tam bağımsızlık ilkesini koruduğuna dair en somut örnektir?
Atatürk'ün 'Dış politikada gerçekçilik' ilkesi, Türkiye'nin kendi gücünü ve uluslararası konjonktürü doğru analiz etmesini gerektirir. Buna göre, Türkiye'nin aşağıdaki tutumlarından hangisi bu ilkeyle doğrudan ilişkilidir?
Soru çözerken notlarınızı buraya yazabilirsiniz. Notlarınız otomatik olarak kaydedilir.
Parmağınızla veya farenizle çizim yaparak hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Çiziminiz otomatik olarak kaydedilir.
- İşlem önceliğine dikkat edin (Parantez, Üs, Çarpma/Bölme, Toplama/Çıkarma).
- Soru kökünü ve sizden tam olarak ne istendiğini iyi okuyun.
- Klavye kısayolları: Sorular arası geçiş için yön tuşlarını veya ekranı kaydırmayı kullanabilirsiniz.

Türk Dış Politikasının Temel İlkeleri ve Gelişmeler
Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, dış politikasını ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesi üzerine inşa etmiştir. Bu temel ilke, Türkiye’nin uluslararası arenada barışçıl, gerçekçi ve bağımsızlık odaklı bir duruş sergilemesini sağlamıştır. Türk dış politikası, sadece dönemin şartlarını değil, aynı zamanda geleceği de hedefleyen akılcı bir stratejiyle yürütülmüştür.
Dış Politikanın Temel İlkeleri
- Tam Bağımsızlık: Türkiye, siyasi, ekonomik ve adli konularda hiçbir devletin müdahalesini kabul etmemiştir.
- Akılcılık ve Gerçekçilik: Hayali hedefler yerine, ülkenin imkanları ve dünya konjonktürü göz önünde bulundurulmuştur.
- Barışçılık: Sorunların çözümünde öncelikle diplomasi ve barışçıl yollar tercih edilmiştir.
- Mütekabiliyet (Karşılıklılık): Uluslararası ilişkilerde diğer devletlerin bize gösterdiği tutuma göre hareket edilmiştir.
Dönemin Önemli Gelişmeleri
Atatürk dönemi dış politikasının en büyük başarısı, Lozan Barış Antlaşması ile elde edilen kazanımların korunmasıdır. Türkiye, dış politikada bir ‘statüko koruyucusu’ rolü üstlenmiştir. Yabancı Okullar Sorunu, Dış Borçlar ve Nüfus Mübadelesi gibi konularda Türkiye, egemenlik haklarından taviz vermeden çözüm üretmiştir.
Özellikle 1930’lu yıllarda dünya barışını tehdit eden gelişmeler karşısında Türkiye, Milletler Cemiyeti’ne (Cemiyet-i Akvam) üye olarak barış yanlısı olduğunu dünyaya kanıtlamıştır. Ayrıca, Balkan Antantı ve Sadabat Paktı ile Türkiye, komşularıyla sınır güvenliğini sağlama almış ve bölgesel barışa katkı sunmuştur. Boğazlar Sorunu ise 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile çözülmüş ve Türkiye’nin boğazlar üzerindeki tam egemenliği uluslararası hukuka uygun şekilde tescillenmiştir.
İpucu: Atatürk dönemi dış politikasını incelerken, Türkiye’nin daima ‘Uluslararası Hukuk’a ve ‘Milli Çıkarlar’a uygun hareket ettiğini unutmamalısın. Türkiye hiçbir zaman yayılmacı (emperyalist) bir politika izlememiş, aksine kendi sınırlarını korumayı ve dünya barışına katkı sunmayı amaçlamıştır.
Özetle; Türkiye Cumhuriyeti, Lozan’dan aldığı güçle, diplomasiyi en etkili silah olarak kullanmış ve dünyada saygın, güvenilir bir devlet haline gelmiştir. Bu süreç, Türkiye’nin bölgesel bir güç olma yolundaki ilk ve en sağlam adımlarıdır.